Uluslararası Dinleme ve Şifreleme Savaşları 6

Uluslararası Dinleme ve Şifreleme Savaşları 6

Uluslararası Dinleme ve Şifreleme Savaşları 6, adını Aralık 1941’de Kanada Parlamentosu’nda çekilmiş olan “Kükreyen Aslan” portresinden alıyor. Kükreyen Aslan; 1908, Mardin (Osmanlı Devleti) doğumlu, 20. yüzyılın en büyük portre fotoğrafçılarından biri olan Yusuf Karsh tarafından çekildi.

20. yüzyılın yükselen bir figürü olarak dimdik ayakta duran Winston Churchill, tam adıyla Winston Leonard Spencer-Churchill, 30 Kasım 1874’te Oxfordshire, İngiltere’de dünyaya geldi.

20. yüzyılın yükselen bir figürü olarak dimdik ayakta duran Winston Churchill, tam adıyla Winston Leonard Spencer-Churchill, 30 Kasım 1874’te Oxfordshire, İngiltere’de dünyaya geldi.

“Tory demokrasisi” terimini icat eden Lord Randolph Churchill ve Amerikalı eşi Jennie Jerome’un oğlu olarak dünyaya gelen Winston, çocukluğunun büyük bir bölümünü yatılı okullarda geçirdi. Harrow School’da okuduğu dönemde çok isyankâr bir yapıya sahip olduğu için birçok kez cezalandırıldı. İsyankâr yapısını tetikleyen en büyük etmenlerden biri de çocukluk dönemini kekeme olarak geçirmesiydi.

Bütün bu olumsuzluklara karşın İngilizce ve Tarih gibi derslerde oldukça başarılıydı. Sosyal yaşantısı da kuvvetliydi; okulunun eskrim şampiyonuydu.

Ailesine oldukça düşkün bir çocuk olan Winston, nadir olarak annesi Jennie Jerome tarafından ziyaret ediliyordu. Yatılı okuduğu dönemde babasıyla neredeyse hiç görüşemeyen Winston, annesiyle mektuplaşıyor ve mektuplarında bu durumdan yakındığını sıklıkla dile getiriyordu. Bunu doğrulayacaktır ki eve gelmek için bizzat annesi vasıtasıyla Baba Churchill’e baskı dahi kurdurtuyordu.

Muhafazakâr kesime yakın, başarılı bir politikacı olan Lord Randolph Churchill’in, çocuğu Winston ile yakından ilgilenmediği bilinen bir gerçekti. Oysa ki Winston, babasının kariyerine kısmen de olsa ilgi duyuyordu ve takip ediyordu fakat hiçbir zaman istediği ilgiyi göremedi. Babası için, annesine atıfta bulunarak: “Onu çok sevdim… Ama bir mesafeden” demişti.

Özellikle bakıcısı olan Elizabeth Ann Everest ile ilişkisi oldukça kuvvetliydi. Kendisinden: “O yaşadığım yirmi yılın tamamı boyunca en sevdiğim ve en yakın arkadaşımdı” olarak söz ediyordu.

1894’ün sonunda Kraliyet Harp Okulu’nu bitirdi ve orduya girdi.

Hemen akabinde (Ocak 1895), okulu bitirdikten çok kısa bir süre sonra babası Lord Randolph Churchill öldü. Ömrü boyunca sağlıksız görünen bir adamdı fakat ölmesi de beklenen bir durum değildi. Winston, Lord Randolph Churchill’in siyaseti ardından yine onun bağımsızlık duygusunu takip ederek sosyal reformun destekçisi olacaktı.

Tüm dünya gibi Osmanlı’nın da yakından takip ettiği, iki savaştan oluşan Boer Savaşı’nın ikincisinde esir düştü ve İngiltere’nin sonuca direkt olarak etki eden acımasızlığı sayesinde kaçarak ülkesine dönmeyi başardı. Dönüşü, İngiliz halkı tarafından milli kahraman ilan edilmesinin önünü açtı ve bu olaydan yaklaşık 10 ay sonra Muhafazakâr Parti’den milletvekili seçildi.

Muhafazakâr Parti’nin sosyal adalete bağlı olduğuna inanmayan Winston, 1904’te Liberal Parti’ye geçti. 1908’de önce Parlamento üyeliğine seçildi, ardından Başbakanlık kabinesine Ticaret Kurulu Başkanı olarak atandı.

Ticaret Kurulu Başkanı olarak Winston, hapishane sistemi için bazı reformlar yaptı; ilk asgari ücreti getirdi, iş değişimi ve işsizlik sigortası kurulmasına yardım etti. Yeni sosyal refah programları için ödeme yapmak üzere zenginlere vergi uygulayan Halkın Bütçesi’nin kabul edilmesine öncülük etti.

1908’de Clementine Ogilvy Hozier (Clementine Churchill olarak da bilinir) ile evlendi. Clementine Ogilvy Hozier’den; Diana, Randolph, Sarah, Marigold (bademcik iltihabı olarak ölen) ve Mary olmak üzere 5 çocuğu oldu.

Yükselişte olan kariyeri, Çanakkale Savaşı’nda (1915, Gelibolu Yarımadası) uğradığı yenilgiden sonra tekrardan yukarıya doğru ivmelenecek şekilde yere çakıldı.

Sadece donanma kuvvetleriyle Çanakkale Boğazı’nı geçebileceğini ve oradan da İstanbul’a rahatlıkla ulaşabileceğini düşündü. Buna yönelik bir plan yaptı ve kararında da ısrarcı oldu. Türkler sandığının çok ötesinde bir savunma yapınca, İngiltere, Winston Churchill liderliğinde büyük bir bozguna uğradı ve ordu tarihi bir yenilgi aldı.

Başarısızlığın mimarı olarak nitelendirilen, Gelibolu için “Donanma bize yeter!” sözüyle bilinen Winston, Britanya halkı karşısında çok zor bir durumda kaldı ve muhaliflerin de baskısıyla Amirallik Birinci Lordu görevinden ayrıldı.

1924’te tekrardan Muhafazakâr Parti’ye girdi ve Maliye Bakanı oldu (1924-1929).

Winston başarılı bir amatör sanatçıydı ve özellikle Amirallik Birinci Lordu görevinden istifa etmesi, resim yapmakla daha fazla ilgilenmesine sebebiyet verdi. Resim yapmaktan gerçekten çok büyük zevk alıyordu; takma adı “Charles Morin”i kullanarak yüzlerce esere imza atmıştı. Hobisini hayatı boyunca devam ettirdi; 1925’te amatör sanatçılar için düzenlenen bir yarışmada ödül kazanan olarak dahi seçildi.

1938’de, Almanya komşularını kontrol etmeye başladığında Winston, Başbakan Neville Chamberlain’in Nazilere karşı temyiz politikasının sert bir eleştirmeni haline geldi. Revize edilmesine dair birtakım girişimlerde bulundu.

İngiltere’nin Almanya’ya savaş ilan ettiği gün olan 3 Eylül 1939’da Winston, Amirallik Birinci Lordu ve Savaş Kabine Üyesi olarak atandı; 1940 yılının Nisan ayına kadar Askeri Koordinasyon Komitesi’nin başkanı oldu.

Winston, 1939’un sonuna doğru ortaya çıkan Adolf Hitler’in bir küresel savaş tehdidi olduğunu öngöremedi fakat kademeli olarak İngiliz silahlanmasının baş savunucusu/destekleyicisi oldu.

İngiltere’nin Başbakanı Neville Chamberlain, Winston’ın; İngiltere için tek taraflı olarak hayati önem taşıyan Norveç demir madenlerini, deniz limanlarını ve Alman saldırganlığını önemsemediğini öne sürdüğü yönündeki önerisine karşı direndi. Sonuç olarak Almanya, Norveç’i işgal etti. Alman endüstrisinin demir cevheri gereksiniminin %85’i Norveç’ten karşılandığı için bu zafer, Almanya için çok değerliydi.

Mayıs ayının başında, Parlamento’da Norveç krizi ile ilgili tartışma Başbakan Neville Chamberlain’a olan güveni oylamadı. 10 Mayıs 1940’da İngiltere Hükümdarı Kral George VI, Winston’ın önünü açarak onu başbakan ve savunma bakanı olarak atadı.

Winston’ın başbakan ve savunma bakanı olarak atandığı gün Alman ordusu; Hollanda, Belçika, Lüksemburg ve Fransa’yı işgal ederek Batıyı istila etmeye devam ediyordu. İngiltere, Alman istilasına karşı kağıt üzerindeki diğer devletleri (!) saymazsak tek başına diren(eme)di.

Winston’ın fiziksel sağlığı savaş esnasında iyice çöktü; Aralık 1941’de, Beyaz Saray ziyareti sırasında hafif bir kalp krizi geçirdi. Aralık 1943’te de zatürre oldu. Buna rağmen, İsmet İnönü de dahil olmak üzere diğer ulusal liderlerle tanışmak için savaş boyunca 100.000 mil (160.000 km) boyunca yolculuk yaptı. Yolculuğu süresince güvenliği için, genellikle “Albay Koruyucusu” takma adını kullandı.

II. Dünya Savaşı’nda izlediği kusursuz savaş politikası ve Roosevelt ile kurduğu iyi ilişkiler onu Britanya tarihinin en önemli devlet adamı haline getirdi. Yine bu dönemde Müttefik Devletlerin Balkanlar’a kaydırmaya çalıştığı strateji konusunda Stalin ile çalıştı. Ancak Sovyetler Birliği’nin burada hâkim duruma geçmesinden de çekiniyordu.

Bu çekinme durumunu Stalin’e bizzat göstermek için Almanya teslim olmak üzereyken (13-14 Şubat 1945’te), Roosevelt (Amerika) ile birlikte bir savaş suçu işledi. Yangın bombaları vasıtasıyla iki gün boyunca tarihi Dresden şehrini bombalattı ve on binlerce insanın acılar içinde ölmesine sebep oldu. Bombardımanın asıl amacı, o sıralar Berlin’e ilerlemekte olan Sovyetler Birliği’ne gözdağı vermekti.

Aynı zamanda Bengal Kıtlığı’nın da (1943) baş sorumlusu Winston’dı. İngilizlerin beslenmesine öncelik tanırken, Hintlilerin yardım talebine yiyecekle değil, silahla karşılık vermesi ve ısrarlı şekilde yardım taleplerini geri çevirmesi açlık odaklı büyük ölümlere yol açmıştı. “Yapay” bir kıtlık söz konusuydu. İnsanlar bilerek, istenerek açlığa terk edilmiş, milyonlarca insan (4.5 milyon olarak tabir ediliyor) soykırıma uğramıştı.

Dresden Bombardımanı ve Bengal Kıtlığı gibi tartışmalara yol açan hakaretlerine rağmen, savaş liderliği geniş çapta övüldü. Muhafazakârların 1945 genel seçimindeki yenilgisinden sonra, Muhalefet Lideri oldu. Yine aynı yıl; Sovyetler Birliği’nin “Demir Perde” girişimini işaret ederek uyarılarda bulundu. Bu uyarılar sonucunda doğu bloğunu karşılamak üzere Avrupa Topluluğu (2009’da Avrupa Birliği’ne dahil oldu) ve Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) birleşimi ile batı bloğu oluşturuldu.

Esasında Demir Perde, Sovyetler Birliği’nin kontrolünde olmayan ülkelerle açık teması engellemek yaratılmıştı. Doğu tarafında Sovyetler Birliği’ne bağlı ya da etkilenmiş ülkeler yer almaktaydı. Demir Perde’nin iki tarafındaki devletler kendi uluslararası ekonomik ve askeri ittifaklarını geliştirmeye odaklandı ve hala daha bitmediğine inanılan bu bloklaşmanın kağıt üzerindeki kazananı Winston önderliğindeki batı bloğu oldu.

Savaşın başından itibaren stratejik önemi büyük olan Türkiye’yi de İsmet İnönü liderliğinde savaşa sokmaya çalıştı. Kahire ve Adana’da İsmet İnönü ve kurmayları ile yaptığı görüşmelerde, savaşa girmesi koşuluyla Türkiye’nin istediği askeri yardımı vermeye yanaşmadı. Haliyle baskıları da sonuçsuz kaldı. Türkiye sadece kâğıt üzerinde kalacak şekilde savaşa girdiğinde ise altı yıl süren savaşın bitmesine sadece iki ay kalmıştı.

Nihayetinde savaşı zaferle noktalayıp Adolf Hitler’e karşı direnişin yegâne simgesi haline geldi. Bunun en büyük sebebi Nazi Almanyası ile Sovyetler Birliği arasında muazzam bir “denge terazisi” kurmuş olmasıydı. Bir yandan Nazi Almanyası’nın altına oyarken, bir yandan Sovyetler Birliği’nin yükselişini baltaladı.

1951 seçimlerinde tekrar iktidara geldi.

Yeniden Başbakan olarak seçildiği ikinci dönem; Malaya Acilleri, Kore Savaşı, Mau Mau İsyanı ve İngiltere destekli bir İran darbesi de (Ajax Operasyonu) dahil olmak üzere dış ilişkiler ile meşguldü. Uluslararası Dinleme ve Şifreleme Savaşları’nın Winston kanadını, bu dış ilişkilerin eş zamanlı olarak kusursuz bir şekilde yürütülmesi oluşturuyor.

Malaya Acilleri, 1948’den 1960’a kadar Malaya Bağımsızlık öncesi ve sonrası Federasyonda bir gerilla savaşıdır. Savaşçı, Malaya Komünist Partisinin askeri kolu olan Malaya Ulusal Kurtuluş Ordusu’na karşı Federal Silahlı kuvvetlerdi. “Malaya Acil” aslen sömürge hükümetinin çatışma terimiydi.

Kore Savaşı, 1950-1953 yılları arasında yapılan, Kuzey Kore ile Güney Kore arasındaki savaştır. Soğuk Savaş’ın ilk sıcak çatışması olmuştur. Savaş, ABD ve müttefiklerinin, daha sonra da Çin’in müdahalesiyle uluslararası bir boyut kazanmıştı.

Mau Mau İsyanı ya da Mau Mau Direnişi, 1952-1960 yılları arasında Kenyalı direnişçilerin Büyük Britanya sömürgeci yönetimine karşı sürdürdüğü ayaklanmanın adıdır. Askerî açıdan başarısız olmasına rağmen Kenya’nın bağımsızlık sürecini hızlandırmıştı.

Ajax Operasyonu, 1953 yılında Birleşik Krallık ve ABD tarafından, İran’ın demokratik olarak seçilen milliyetçi kabine ve Başbakan Muhammed Musaddık’ı devirmek ve Pehlevi ailesini yeniden iktidara getirmek amacıyla düzenlenen örtülü harekâttır. Operasyon sonunda Muhammed Musaddık hapse atılmış ve içeride öldürülmüştü.

Winston, oldukça üretken bir yazardı ve 1953 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandı. Yine aynı yılın Haziran ayında ofisinde bir dizi felç geçirdi. Resmi duyuruda “tükenmişlikten” muzdarip olduğu (79 yaşındaydı) belirtildi.

Winston, evinde toparlandı ve Ekim ayında başbakanlık görevine geri döndü. Bununla birlikte, büyük bir devlet adamına göre fiziksel ve zihinsel olarak yavaşladığını da açıkça belirtti. 1955’te görevlerini aynı zamanda yeğeni Clarissa Churchill’in eşi olan Anthony Eden’e bırakarak siyasetten çekildi. Başbakanlık unvanını bırakarak çekilen Winston, kötü sağlığına rağmen Parlamento üyesi olarak siyasi yaşamda aktif kalmayı sürdürdü.

Winston’ın Alzheimer hastalığıyla uğraştığına dair spekülasyonlar vardı. Tıp uzmanları önceki yaşadığı felçlerin, zihinsel kapasitenin azalmasının muhtemel nedeni olduğunu söylemişti.

Son yıllarını daha çok yazarak ve resim yaparak geçirdi.

1963’te Amerika Birleşik Devletleri, kendisine onursal vatandaşlık verdi.

15 Ocak 1965 yılında ağır bir felç geçirdi. Bu tarihten 9 gün sonra, 24 Ocak 1965 yılında 90 yaşında Londra’daki evinde öldü ve Blenheim Palace’a gömüldü.

Öldüğü gün babasının ölüm yıl dönümüydü ve İngiltere’de bir haftadan fazla bir süre yas tutuldu.

Siyasi Görevleri

1910–1911: Birleşik Krallık İçişleri Bakanı

1911–1915: Amirallik Birinci Lordu

1924–1929: Birleşik Krallık Maliye Bakanı

1939–1940: Amirallik Birinci Lordu

1940–1945: Birleşik Krallık Savunma Bakanı

1940–1945: Birleşik Krallık Başbakanı

1951–1952: Birleşik Krallık Savunma Bakanı

1951–1955: Birleşik Krallık Başbakanı

1940–1955: Muhafazakâr Parti Lideri

Referanslar:

[1] https://winstonchurchill.org/the-life-of-churchill/life/

[2] https://en.wikipedia.org/wiki/Winston_Churchill

[3] https://en.wikipedia.org/wiki/Randolph_Churchill

[4] https://en.wikipedia.org/wiki/Malayan_Emergency

[5] https://www.biography.com/political-figure/winston-churchill

[6] https://tr.wikipedia.org/wiki/Winston_Churchill

[7] https://tr.wikiquote.org/wiki/Winston_Churchill

[8] https://tr.wikipedia.org/wiki/Neville_Chamberlain

[9] https://tr.wikipedia.org/wiki/Dresden_Bombardimani

[10] https://tr.wikipedia.org/wiki/Kore_Savasi

[11] https://tr.wikipedia.org/wiki/Mau_Mau_Isyani

[12] https://tr.wikipedia.org/wiki/Ajax_Operasyonu

[13] https://listelist.com/winston-churcill-kimdir/

[14] https://www.sozkimin.com/a/1228-winston-churchill-kimdir-sozleri-ve-hayati.html

[15] https://www.biyografi.info/kisi/winston-churchill

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir